YAŞANMIŞ OLAYLAR

BABAM ALİ NUMAN KIRAÇ

Mustafa Kemal Paşa Ankara'da Gazi Çiftliğini kurma kararı verdiği 1924 yılının Mayıs ayında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başta gelen sorunu yetişmiş eleman yokluğu idi. Gazi Paşa, kendisine yapılan bir tavsiye üzerine, Ankara-Keçiören yolunda Kalaba köyü yakınında iki katlı bir binada kurulmuş olan Ziraat Mektebinde öğretmenlik yapan Ali Numan Bey'i Etimesgut'a davet etmiş, ona Türk tarımının kalkındırılması için düşündüğü atılımları anlatmış; "Bu çiftlik, memlekette çağdaş ziraat usulünü yerleştirmek için örnek teşkil edecektir." demişti. Babam, 1926 yılındaki bu ilk buluşmada, Mustafa Kemal'in Türk çiftçisi için açmak istediği yolun önemini kavramış, hemen Gazi Çiftliği'nde çalışmalara başlamıştı.

Gece gündüz demeden canla başla çalışan 28 yaşındaki bu genç ziraatçı, kısa sürede Gazi Paşa'nın gözüne girmeyi başarmış ve eğitimini geliştirmek için Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderilen ilk ziraatçı olma fırsatını yakalamıştı. 1927-1931 yıllarında önce Kansas Ziraat Kolejinde sonra Nebraska Üniversitesinde eğitimini tamamlamış, Türkiye'ye döndükten sonra, Ali Numan Bey'in en önemli kararı, çalışmalarına, Gazi Çiftliği yerine Eskişehir'de devam etmek olmuştu. Anadolu'nun kıraç topraklarında, kuru ziraatla ilgili hemen tüm sorunların ele alındığı araştırmalar 1940'lı yıllara kadar sürmüş, Atatürk, soyadı seçiminde ona "Kıraç" soyadını uygun görmüştü. Bu dönemde, on yıl, Ali Numan Bey eşi Semiha Hanım, oğulları Can ve İnan'la Eskişehir'in 5 kilometre dışında Karacaşehir eteklerinde kurulan deneme istasyonunda yaşamışlardı.

Ali Numan Kıraç "Drayfarming Araştırmaları" isimli kitabında (1936) konuyu şöyle özetlemişti: "Drayfarming, yağışı az olan veya yağmurları uygun zamanlarda düşmeyen bir bölgede, sulamaksızın başarılı ürün yetiştirmek usulüdür. Memleketimizde Orta Anadolu Yaylası az yağışlıdır. Trakya ve deniz kıyıları mıntıkalarımızda da bazen yağışların zırai mevsimlere dağılışında uygunsuzluklar vardır. Daha doğrusu kuraklık ve etkileri memleketimizin her yerinde zaman zaman ziraatımızı tehdit eder. Bu durumda, kuraklığın gereklerine göre ve memleketimizin ihtiyaçlarına uyan yerli bir ziraat sistemi ile çalışmak gerekiyor."

1897 yılında Bursa'da posta idaresinde memur Süleyman Bey'in ve Zekiye Hanımın oğlu olarak dünyaya gelen Ali Numan Bey, Afyon İdadisi ve Bursa Ziraat mektebinden mezun olmuştu. Onun 1920 yılında, Bursa Ziraat Mektebi'nde öğretmen olarak başlayan ziraatçılık serüveni Ankara'da Gazi Çiftliği'nde devam etmiş (1926-1927), Amerika Birleşik Devletleri'ndeki eğitiminden sonra (1927-1931) Eskişehir'de Drayfarming Deneme İstasyonu Müdürlüğü (1931-1941), Zirai Kombinalar Batı Bölgesi Reisliği (1941-1942), Teknik Ziraat Müdürlüğü (1943-1947) Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü (1948-1951) görevlerini üslenmiş ve 1951 yılı sonunda emekli olmuştu.

Ali Numan Kıraç, İkinci Dünya Savaşı'dan sonra Amerika Birleşik Devletleri tarafından başlatılan Marshall Planı yardımının Türkiye'ye yönelik "Tarımın Makinalaşması Programının" uygulanmasında, Tarım Bakanlığı adına eşgüdüm çalışmalarını yönetmişti.

Ali Numan Bey, Eskişehir'de bulunduğu yıllarda Halkevi Başkanlığı yapmış, Gazi Çiftliğinde başlayan Mustafa Kemal sevgisinin ve Atatürk ilkelerine olan bağlılığının gereğine uyarak da 1946 yılı milletvekili seçimlerinde CHP adayı olmuş, ancak, Demokrat Partinin ağır topları Hasan Polatkan-Kemal Zeytinoğlu-Emin Sazak ekibi karşısında meclise girememişti. Menderes Hükümeti'nin ilk Tarım Bakanı Nihat Eğriboz, yakından tanıdığı meslekdaşı Ali Numan Kıraç'ı, CHP'nin milletvekili adayı olmasına rağmen Devlet Üretme Çiflikleri Genel Müdürlü görevine yeniden atadığı için Başbakan Menderes ile ters düşmüş, bütün ısrarlara rağmen Ali Numan'ı görevden almayı kabul etmemişti. Bu durumda, Adnan Menderes başbabakanlıktan istifa ederek Nihat Eğriboz'u kabine dışında bırakarak Nedim Ökmeni Tarım Bakanlğına atamıştı. Tarım Bakanı Ökmen'in ilk icraatı da Ali Numan Kıraç'ı emekliye sevketmek olmuştu (Ekim1951)

Ali Numan Kıraç, Türk tarımının gelişmesi için eleman yetiştirme, yeni metodlar ve ürünler geliştirme çalışmalarını 31 yıl sürdürdükten sonra, emekli olarak İstanbul'a taşınmış, Tarım Makinaları İthalatçılar Birliği Genel Sekreterliği görevini yürüttüğü sırada, 30 Haziran 1954 günü, ağır bir mide kanaması sonunda 56 yaşında hayata veda etmişti.
*

1954 yılında, babam Ali Numan Kıraç'ın yönetiminde, Vatan Gazetesi tarafından Türk çiftçileri için yayınlanması kararlaştırılan haftalık "Başak Gazetesi" projesi sebebiyle Ahmet Emin Bey'le bir kaç temasım olmuş, bu görüşmeler sonunda, engin gazetecilik deneyimli ve aydın bir insanla tanıştığımı anlamıştım . Ahmet Emin Yalman, fikir hürriyetini, laik devleti, liberal yaşamı ve Atatürk ilkelerini özümseyerek çağdaş toplum olmayı savunan bir gazeteci ve yazardı. 1940-1960 yılları arasında Vatan Gazetesi'nin başyazarı olarak, ulusumuzun özgürlükçü, demokratik, parlementer ve çoğulcu bir yönetim sistemine kavuşabilmesi için mücadele vermiş bir aydındı.

Ne yazık ki, babamın ani vefatı, Başak Gazetesi projesinin gerçekleşmesini engellemişti. Ahmet Emin Yalman'ın, babamın ölümünden sonra, 2 Temmuz 1954 tarihli Vatan Gazetesi'nde yayınlanan yazısı, Ali Numan Kıraç'ın çalışmalarını özetleyen bir belge niteliğindedir. Politikacılarımızın bugün bile yetişmiş insanlarımızı harcamakta gösterdikleri acımasızlığı devam ettirdiklerini görerek, üzerinden 48 yıl geçmiş olmasına rağmen, bu yazıyı, ibret alınması için, babamı ve Ahmet Emin Yalman'ı anarak sizinle paylaşıyorum:





"Seyahatten gelir gelmez kara haberi verdiler: Numan Kıraç'ı kaybetmişiz... Yıldırımla vurulmuş gibi oldum. Akıncı diye zihnimde yaşattığım bir tip insan var. Türkiye'de modern ziraat telâkkisinin uyanmasında oynadığı canlı role, bu topraklara bağlılığına, dinamik ve sevimli şahsiyetine bakarak, Numan Kıraç'tan akıncıların aıkıncısı diye bahsetmekte tereddüt etmem.

Kendisiyle uzun seneler evvel Eskişehir'de tanıştık. Geniş nazarî ve amelî bilgiye sahip bir ziraatçı sıfatıyla Atatürk tarafından akıncı bir rol için seçilmiş, Amerika'ya gönderilmiş, orada bizde ziraatin ilerletilmesi için neler öğrenmek lâzım gelirse onları bulmuş, seçmiş, öğrenmiş, Eskişehir Kuru Ziraat İstasyonu'nu kurmuştu. Kendisini o kadar sevdim ve çalışma tarzına o kadar hayran oldum ki her fırsatta Eskişehir'e koştum. Kendisiyle nice defa Eskişehir köylerini dolaşarak, faaliyetlerini yakından takip ettim. Ziraat bilgileri geniş olan Eskişehir köylüleri için Numan Kıraç, her hangi bir memur değildi, kendi menfaatlerini en az kendileri kadar düşünen bir Numan Ağabeydi.

Demokrasi inkilâbından sonra Numan Kıraç gibi idealist ihtisas adamlarının el üstünde taşınması beklenirdi. Ne çare ki politikacılık kurdu buna meydan bırakmadı. Ziraat vekillerinden biri, hatalı telkinlere kapılarak Numan Kıraç'ı emekliye ayırdı.

Bu tarzda yetişmiş bir kıymetten memleketin vakitsiz bir tarzda mahrum kalması bana o kadar acı geldi ki Numan Kıraç'la beraber BAŞAK adlı haftalık bir ziraat gazetesi çıkarmayı ciddî surette düşündüm. Gazetecilik faaliyetinin ilk adımı olarak da Eskişehir'e ait ilâvemizi beraberce hazırlamak üzere Eskişehir'de dolaştık.

Numan Kıraç'la Ankara'dan otomobille Eskişehir'e yaptığımız seyahati unutamam. Yanımda hiç tanımadığım bir Numan Kıraç vardı: Bu memleketin en eski devirlerinden olan tarihini çok yakından bilen, ince bir fikir ve sanat adamı... Her sözünde hikmet vardı, her ifadesi insanın gözünde yeni ufuklar açıyordu. Belli ki Numan Kıraç için memleketi sevmek, yalnız bir his meselesi değildi, gayet geniş bir bilgi hazinesine dayanılarak erişilmiş bir ileri merhaleydi. Şuna şüphem yok ki, bugün Numan Ağabey'i uzaktan, yakından tanıyanların, bu arada binlerce Eskişehir çiftçisinin gözleri yaşlıdır. Bütün sevdiklerinin eleminde beraberim, memleketin bu müstesna evlâdına Allahtan rahmet dilerim."
*

31 yıl, memleketin dağında taşında, kıraç toprakları üstünde verilen hizmetlerden sonra, Ali Numan Kıraç emekliye çıkarılırken kendisinden bir teşekkür bile esirgenmişti! Arkada kalan 47 yıl sonra, Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası, 1998 yılı Ekim ayında; "Cumhuriyet Dönemi Türkiye Tarımına ve Ziraat Mühendisliği mesleğine yaptığı üstün hizmet ve katkıları" için Ali Numan Kıraç'a bir "Onur Plâketi" verme kadirşinaslığı göstermişti. Bu vefakâr davranış bana ve kardeşim İnan Kıraç'a anlamlı ve değerli bir armağan olmuştur.
*

E-Mail