YAŞANMIŞ OLAYLAR

ÖZELEŞTİRİ!




İş hayatımı düşündüğümde, dikkatimi çeken önemli bir hata yaptığımı hatırlamıyorum. Bunun nedeni çok açık. Benim çalıştığım dönemde Türkiye de rekabet sınırlıydı. Ayrıca, enflasyon yapılan maddi hataların kısa sürede kapanmasına yardım ediyordu. Koç Holding İdare Komitesi başkanı olduğum 1987-1991 yılları arasında toplulukta uygulanacak ücret ve prim politikalarında sıkıştığım zamanlar olmuştu. Ücret zamlarında ve prim belirlemelerinde, abartılı hedefler seçtiğimizi görüyordum. Vehbi Koç, patron olarak, ücret ve prim zamlarını aşağıya çekmek için İdare Komitesi ne baskı yapıyordu. Neyse ki, yüksek enflasyon sayesinde, yüksek farklar bir yıl sonra dengelenmiş oluyordu. Böylece, bir yıl önceki hata ortadan kalkıyordu. Kendimi eleştirdiğim başka bir davranış da bürokrat ve politikacılar karşısında, saygılı olmak uğruna, gerekli kararlı duruşu göstermekte yeterince sert davranamam olmuştur. Bugün, vergi ödeyen işadamlarına ve vatandaşlara, bürokrat ve politikacıların, saygılı ve anlayışlı davranmaları gerektiğini önemsiyorum


Bilgisayar dünyası beni çok etkiliyor, gelişmeleri heyecan duyarak izliyorum. Benim yaşımdakiler bilgisayarla haşır-neşir olmuyorlar. Ben, bilgisayarı hem arşiv olarak kullanıyorum hem de kurduğum sitemle, yazılarımı ve kolajlarımı çevremle paylaşmaya çalışıyorum. Sitemle kimlerin ilgilendiğini bilmiyorum. Ancak, tanımadığım insanlarla iletişim kurmak, onlarla zaman zaman tartışmaya girmekten zevk alıyorum. İş hayatından ayrıldıktan sonra, bilgisayarın verdiği olanaklar sayesinde, bir-görüş ve fikir üretme-merkezi kurmak istemiştim. Bu konuda, fikir üretecek aydın dostlara ihtiyacım vardı. Ne yazık ki, bu desteği sağlıyamayınca projemi rafa kaldırdım.


Politikaya atılma isteğimi hep içimde taşımışımdır. Eşim İnci, bu arzumun gerçekleşmesine destek olmamıştır. Bugünkü politik ortamdan şikayet etmem karşısında da; Sen garip bir insansın! Hem olup bitenden şikayet ediyorsun, hem de bunların arasına katılmayı düşünüyorsun! diyerek, beni eleştirmeyi sürdürmektedir. Tabii, İnci, benim politikaya girmemle neleri düzelteceğimi hayâl etmek bile istememektedir! Şurası bir gerçek ki, insanlar yeteneklerini zamanında kullanmalıdırlar. Ben, siyasete atılma fırsatını kaçırmış bulunuyorum.


İş hayatımın şekillendirdiği, şekillendiği, işadamı kişiliğimi kazandığım dönem 1956-1968 yılları arasında İzmir de gerçekleşmeye başlamıştı. İzmir de yaşadığım dönemde hem ilk İzmir Rotary kulübünün kurucusu olmuş hem de mason derneğine katılarak sosyal hayatın yeni bir boyutuna yönelmiştim..


Hayatıma İstanbul da devam etme kararı verilince, bütün dikkatimi ve zamanımı işime adamak uğruna sosyal çalışmalardan uzaklaşmaya yöneldim. Kendimi, Rotary ve mason çalışmalarının dışına taşıdım. Bugün, bu kararımın yanlışlığını görüyor ve üzüntü duyuyorum. Tek kulvarda koşmanın, insanların entellektüel gelişmesini sınırlandırdığını yaşayarak öğrendim.


Bugün, gençlerin hayattan beklentileri, hızlı iletişim ortamında, herşeye kısa zamanda sahip olmak gibi özetleniyor. Bu yüzden, çalışma hayatında daldan dala atlamayı gerekli görüyorlar. Koç Topluluğu nda çalışırken genç elemanların işe alımında bu yaklaşımla çok karşılaştım. Genç elemanlar, henüz yolun başında başka bir yere atlamak için Koç a girdiklerini itiraf ediyorlardı. Böyle bir anlayış eğitim sistemimizin bir sonucu mu yoksa dünyadaki trendlerden mi kaynaklanıyordu bilemiyorum. Kişi, Koç Topluluğu nda çalıştıktan belli bir süre sonra tabii ki aranan kişi oluyordu. Bu noktada insan karakteri ortaya çıkıyor. O karakteri ortaya çıkıyor. O karakteri aile görgüsüne, eğitime ve bilgi birikimine bağlıyorum. Gençleri bu davranışları nedeniyle eleştiriyorum. Bir alanda ilerlemek için sabırlı ve özverili olmak gerekir. Başarının sihirli anahtarı; hedefe odaklanmaktan, çok çalışmaktan, dürüstlükten ve sadakattan geçer.


GAZETTE 13 / Mayıs-Haziran 2006
E-Mail